
GEREDE SAADET’TEN SURİYE AÇIKLAMASI
Esad rejiminin Mevlit kandili akşamı Humus'ta gerçekletirdiği katliamlar sonrası Saadet Partisi Gerede Teşkilatı bir basın açıkalaması yaptı. Saadet Partisi Gerede İlçe Teşkilatı adına Kemâl Akın’ın basına gönderdiği açıklama şöyle...
“Geçtiğimiz yıl Tunus'ta başlayan ve daha sonra birçok İslam ülkesini etkileyen gelişmeler, yaklaşık bir yıldan bu tarafa Suriye'de de devam etmektedir. Mazlum halkların bu hak arama mücadeleleri, yıllardan beri yönetimlerde bulunan diktatörler tarafından çoğu zaman kanla bastırılmaya çalışılmıştır. En son Suriye, Humus'ta yönetime bağlı güçler tarafından yapılan katliam sonucu, yüzlerce kardeşimizin öldürüldüğü ve yine yüzlercesinin de yaralandığına dair haberlerin duyulması hepimizi derinden etkilemiş ve yaralamıştır. Ağır silahların kullanılması, hem de Müslümanların af ve mağfiret dilemek için camileri doldurduğu Mevlid Kandili’nde, bu katliamların yapılmış olması, insanlığın iflas ettiği noktadır.
İçinde bulunduğumuz günlerin, Hafız Esad’ın Şubat 1982’de Hama’da yine tanklarla, toplarla 50.000 insanı katletmesinin yıldönümü olması, bir kere daha tarihin acı bir şekilde tekerrür ettiğini göstermiştir. Babası Hafız Esad'ın yaptıklarına rağmen, işbaşına geldiğinde, kendisinden hak ve özgürlükler noktasında adımlar atması beklenen Beşar Esad’ın, bu taleplere kulak tıkayarak ve zamanında gerekli adımları atmamış olması, olayların bu boyuta taşınmasında önemli bir etken olmuştur.
Genel Başkanımız Prof.Dr. Mustafa Kamalak Bey’in, bir heyetle Suriye'ye yaptığı ziyarette, kendisini akl-ı selime davet etmesi ve muhalefetin sesine kulak vermesi gerektiğine dair çağrısına rağmen bu yaşananlar açık bir şekilde kendi ayağını kurşunlamaktır ve zulümdür.
Genel Başkanımızın yapmış olduğu ziyaretin amacı; Suriye' nin Irak olmaması, Afganistan olmaması içindir. Bu ziyaret her türlü riske rağmen bir sorumluluk göstergesidir. Bu girişim akan kanın durdurulması adına atılmış bir adım ve bütün taraflara Batılıların oyununa gelinmemesi yönünde bir çağrı niteliği taşımıştır. Batı dünyasının amacının, İslam ülkelerini karıştırmak, kardeş kavgaları ihdas etmek ve karışıklıklar sonucu bu ülkeleri madden ve manen sömürmek olduğunu, son 300 yıllık tarih dönemi acı dolu tecrübelerle açık ve seçik ortaya koymaktadır.
Bizim bakış açımız açık ve nettir. Biz ne diktatörlerin ne de emperyalistlerin yanındayız. Bizler, Müslüman coğrafyalarda ortaya çıkan bu haklı taleplerin, manipülasyonlar sonucu, İslam dünyasının işgaline zemin hazırlaması yönünde kullanılmasının karşısındayız.
1,5 milyon Müslümanın 2003 yılından bu yana Irak'ta hayatını kaybetmiş olması, kadınların ırz ve namuslarının kirletilmiş olması, binlerce yetim yavrunun ortada kalması bütün Müslümanların uyanık olması gerektiğini göstermektedir. Esad güçleri tarafından yapılan bu katliamlara karşı, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da mazlum Suriyeli kardeşlerimizin yanında olacağız. Eğer Müslüman bir beldede bir zalim var ise, bu zalim yine Müslümanlar tarafından cezalandırılmalı ve zulmüne son verilmelidir. Bunun yolu da İslam Birliğini tesis etmekten geçer. Her şey gelir geçer ama kardeş Suriye halkının varlığı kıyamete kadar devam edecektir ve Suriyeli mazlumlar bu mücadelelerinde hiçbir batılı dış gücün desteğine ihtiyaç duymadan kendi geleceklerini inşa edebilmenin yollarını aramalıdırlar.
Her türlü bölgesel sorunda, arabulucu görevi üstlenmeye çalışan Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, olaylar başladığında, gerekli riskleri üstlenip inisiyatif alarak akan kanı durdurmak için bölge ve diğer ülkeler nezdinde diplomatik çözümler aramamış olması şimdi durduğu noktayı masum gösteremez. Suriye’deki hak arama mücadeleleri, son bir yılda ortaya çıkmış değildir. Baas rejimi işbaşına geldiği günden bu yana bu zulüm düzeni devam etmektedir. Bu zulümler sürerken Dışişleri Bakanımız komşularla sıfı sorun politikalarından bahsediyordu. Sayın Başbakan Bodrum’da yatlarda, katlarda ailece misafiri olan Beşar Esad’ı ağırlarken de, Suriye halkı maddi ve manevi açıdan zulüm düzeni altında yaşıyordu. Neden ortada bu tür halk hareketleri yok iken, “kardeşim” sıfatıyla taltif edilen Esad’a gerekli uyarılar yapılmamıştır?
Biz de Saadet Partisi Gerede İlçe Teşkilatı olarak, dünyanın neresinde olursa olsun bir müslümanın ayağına diken battığında acısını yüreğimizde hissettiğimizi bir defa daha belirtmek istiyoruz. Geredeli kardeşlerimizin de aynı duyarlılıkta olduğuna inanıyoruz.
Sonuç olarak şunu ifade etmek isteriz ki; her zaman mazlumların hamisi olmuş ve her daim onların gözyaşlarının dinmesi için ömrünü bu uğurda harcamış olan, hareketimizin kurucusu, muhterem liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın ifade ettiği gibi, bizler dünyadaki bütün insanları baskı ve zulümden kurtarmak için ilk günkü heyecanımızla çalışmaya devam edeceğiz. Mazlumların ayağa kalkması, bütün zalimlerin diz çökmesini elbette sağlayacaktır.
Saadet Partisi Gerede İlçe Başkanlığı”
Haber tarihi: 12/02/2012
Haber Okunma: 96
Haber Yorumları: 0