
Hac İbadeti - Yunus Baki KOÇAK

Hac İbadeti
Yazar: Yunus Baki KOÇAK |
Tarih:21 / 8 / 2010
Hac ibadeti; kâinatın yaratıcısı olan Allah’a, Allah’ın işaret ettiği tek ibadet noktası ve ibadet yönü olan Kâbe etrafında pervane olup, kâinatın tek yaratıcısına olan teslimiyetini göstermek demektir. Atomların çekirdek etrafındaki dönüşleri, Güneş etrafındaki gezegenlerin güneş etrafında dönmeleri, Galaksilerin kendi merkezleri etrafındaki dönüşleri, Kâinatın, kendi merkezi etrafındaki dönüşü gibidir. Tavafta da, Kâbe’yi sol tarafa alıp, Hak evi olan kalbi, yine hak evi olan Kâbe’ye yakın kılarak, Kâbe etrafında dönmektir.
O kutsal mekânın etrafında pervane gibi dönen kullar, ubudiyetlerinden hâsıl olan o manevi enerjiyi, O kutsal mekân merkezinde yoğunlaştırıp; Kara Delikler gibi sonsuz bir enerji çekim gücüyle çekip Arşı Âlâya ulaştırırlar.
Vücudumuzun damarları vasıtasıyla vücudumuzun her zerresini dolaşarak, gelip kalbe dökülen kan hücreleri gibi; dünyanın çeşitli ülkelerinden gelip, kulluğunu ubudiyetin kıblesi olan Kâbe’ye döker, o kullar. O kutsal mekâna gelme imkânı bulamayanlar ise bulundukları yerlerden, o mekâna yönelerek bu vazifeyi ifa ederler.
İman mahalli olan kalbimizden hâsıl olan dualarımız, Kâbe etrafında dönen kulların dualarıyla beraber yoğunlaşıp Arşa ulaşır.
Dünyanın değişik bölgelerinde, çeşitli kavim ve kabileler, değişik vakitlere ait namazlarını ve farklı dualarını Kâbe’nin dibinden başlayarak, dünyanın en uzak bölgelerine kadar halka halka olmuş; kimi sabah, kimi öğle, kimi akşam, kimi yatsı namazı kılmaktadırlar. Yani dünyanın değişik bölgelerinde değişik vakitlere ait namazlar her saniye ve her dakika kılınmaktadır. Burada sabah vakti ise, başka bir yerde öğle, başka bir yerde akşam vakti oluyor. Namaz kılan kişi ise bu halkalardan birinin bir ferdi olarak namazını kılar.
Namazda, aynı noktaya, aynı istikamete, aynı gaye için yapılan bir ibadettir. Yaratıcının işaret ettiği tek noktaya, tek yaratıcıya, tek bir vücut olarak yönelmek demektir. “Ben, Senin emrine amadeyim, sana teslim oldum Allah’ım. Sen emret ben yapayım, Sen yasak de ben kaçınayım” deyip, o teslimiyetini fiiliyatıyla da göstermek demektir. Allahın emrine amade olmanın simgesi, alameti, işaretidir namaz. Allah mekândan münezzehtir. Kâbe ise, mekândan münezzeh olan Allaha yönelmenin bir simgesidir. Peygamberimiz:
“(Ey Ka'be!) Sen ne güzelsin ve senin kokun ne güzeldir. Senin azametine ve senin kutsallığının azametine hayranım. Muhammed'in canı (kudret) elinde olan (Allah) a yemin ederim ki, mü'minin hürmeti Allah katında senin hürmetinden şüphesiz daha azametlidir.” Süneni İbni Mace, Fitneler Kitabı.
Yunus Emre’de:
Aksakallı bir koca,
Hiç bilmez ki hal nice,
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir.
Yunus Emre der hoca,
Gerekse bin var hacca,
Hepisinden iyice,
Bir gönüle girmektir.
Gönül evi Hak evidir,
Gel gönüle gir gönüle. der
Hacı Bektaşı Veli de:
Hararet nardadır sacda değildir.
Keramet sendedir tacda değildir.
Her ne ararsan kendinde ara;
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir. Der.
“Âbis İbnu Rebîa (r.a) anlatıyor: “Ben Hz. Ömer (r.a)'ı Haceru'l-Esved'i öperken gördüm. Onu hem öptü, hem de: "Biliyorum ki sen bir taşsın, ne bir faydan ne de zararın vardır. Ben Resûlullah (a.s)'ı seni öper görmeseydim, seni asla öpmezdim” dedi.” buyurdu. Kütübü Sitte C 5. S: 457.
“Onların (Kestiğiniz Kurbanların) ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır.” Hac 37.
“Kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden (simgelerinden, sembollerinden) kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır.” Hac 36. Evet işte bu güzel ifadeler de bu konuları en güzel şekilde ifade ediyor.
Hac, hayat arabasını sıfırlamak demektir. Hac, hayat arabasını, iman aracını reklefe yaptırıp hayata sıfır km. ile yeniden başlamak demektir. Yani hacca niyet eden bir kişi, niyet ettiği günden itibaren; önce kul borcu var ise onları ödeyip daha sonra da namaz, oruç, zekât gibi borçları varsa onları da o günden itibaren kazalarını yapmaya başlayıp ve bu konuda da Allahın emrine amade olduğunun sözünü verip, Allah’ın emrine muhalif bir iş yapmayacağının sözünü vererek yola çıkar.. Bu sözü vererek yola çıktıktan sonra; İhramla kefene bürünüp, lebbeykle teslimiyetini ifade edip, Kâbe etrafında pervane olup gönlünü Hakka açıp, Arafat ve Müzdelife’de Âdem ile Havva olup, Mine’de Nefis, ins ve cin şeytanlarını da sembolik olarak taşlayıp, tıraş olarak; “Allah’ım! Ben, Senin rızana muhalif her şeyi söküp attım ve bundan sonra da Sana teslimiyetimi ifade eden yeni bir hayat yaşayacağım! Sen, bana yardım et. Beni, rıza-i şerifine muhalif iş yapmaktan muhafaza eyle” diyerek kendine yeni bir sayfa açar..
15 Ağustos 2010
Bu yazıya yapılan yorumlar (1 Yorum)
1 - Ahmet Tınmaz-Fransa 17/09/2010
Kardeşim YUNUS böyle iç açıcı böyle yol gösterici yazılarına her zaman ihtiyacımız var,Yeter ki yazıp yayıma koyasın.Seni tekrar tekrar kutlar gözlerinden öper,Her şeyin gönlünce olmasını temenni ederim.Allah'a emanet ol.
| İlk - < Önceki | [1] | Sonraki> - Son |